|
Kendini Sevme mi,
Narsisizm mi ?
Beğenilen, başarılı, güzel, kusursuz, değerli, değer verilen, önemsenen,
sevilen bir kişi olmayı; kendini değerli, benzersiz, önemli, üstün, farklı
bir kişi olarak hissetmeyi kim istemez ki? Fakat kibirli olarak
nitelenebileceğini düşündüğünden bunları hiç kimse açık açık dile getirmez.
“Kendini herkesten üstün tutma, başkalarına yüksekten bakma huyu,
büyüklenme” olarak tanımlanan kibir, toplumumuzda hoş görülmez ve tam tersi
alçakgönüllülük önemsenir. Kibirliliğe yüklenen anlam öylesine etkilemiştir
ki toplumu; bunlarla ilgili içten gelen isteklerin ifade edilmesi bir yana,
hissedilmesi bile rahatsız edici bir şey olarak yaşanır.
Oysa bu isteklerin günlük yaşamımızı ne kadar
etkilediğini görmek için çok fazla çaba harcamaya gerek yoktur. Hiç kimse
aynaya yalnız kendisini görmek için bakmaz. Giyimin, kuşamın kendisine en
yakışanını bulmaya çalışma, yalnız eğlence olsun diye yapılmaz. Başkasının
nasıl göreceği, başkasına nasıl görüneceği, ayrı bir zihin uğraşıdır insan
için. Yalnız kendisinin göreceği başarıyı elde etmek o kadar da heyecan
yaratmaz. Başarılı bulunmak ayrı bir mutluluk kaynağıdır. Hele sevilmek,
sevildiğini hissetmek, insanın en önemli beklentilerindendir.
Günlük yaşamda çok karşılaşılan kırılma,
darılma, gücenme, küsme, alınma ve geri çekilme de aslında bütün bunların
bir göstergesidir. Adam yerine konulmadığını, önemsenmediğini, değer
verilmeğini, sevilmediğini düşünen herkes bunları yaşar. En yakınındaki
insana bile kırılmayan, gücenmeyen ya da küsmeyen kimse yoktur. Kişinin
kendisini değerli, benzersiz, önemli, üstün, farklı bir kişi olarak
hissetmesi psikolojik doyum yaratan yaşantılardır. Hiç kimseye yabancı
değildir bu duygular. Herkes kendini değişen oranlarda sevme, güzel bulma,
başarılı bulma, sevilen birisi olarak görme gereksinimi içindedir. İnsanlar,
bunları hissettiren insanlarla daha çok birlikte olmak ister, bunları
yaşattıran ortamlarda bulunmak ister. Yaşandığında hoş duygulardır; hep
aranılır o nedenle. Türkçe’ye “özsevi” olarak çevirdiğimiz narsisizm,
kişinin kendisini sevmesidir. Başka bir deyişle, narsisizm, kişinin kendisi
ile ilgili hissettiği değerlilik, beğeni, benzersizlik, üstünlük
duygularıdır. Kendini sevme biçimi, insandan insana büyük farklılıklar
gösterir. Kendini seven bazı insanlarla (kendilerini, başkalarını, yaşamı
seven kişiler) birlikte olmak istenen-aranan bir durum iken, bazıları
(“burnundan kıl aldırmayan” kişiler) ile birlikte olmak itici bir durumdur.
Başka bir deyişle bir uçta, diğer insanlarla ilişkileri besleyen ve
psikolojik bir gereksinim olarak bütün insanlarda varolan kendini sevme
(normal narsisizm), diğer uçta ise diğer insanlarla ilişkileri baltalayan
sahte kendini sevme (patolojik narsisizm) bulunmaktadır. Bu ikisini ayırt
edebilmek bazı durumlarda çok zor olmakla birlikte, kişilerarası ilişkilerin
niteliğine bakıldığında narsisizmin patolojik boyutlarını ayırt etmek mümkün
olabilmektedir. Diğer insanlarla birlikteyken karşıdaki/diğeri için ne
yaptığı ve ne hissettiği önemli ipuçlarıdır.
Genel olarak düşünüldüğünün tam tersine
kişinin kendisi hakkındaki olumlu duygu ve düşünceleri (kendini sevmesi,
normal narsisizm), onun başkaları ile olan ilişkilerini olumlu etkiler.
Kendisiyle barışık, kendisini seven, kendisinden memnun bir kişi,
başkalarını da (kuşku, haset ya da kıskançlık duymadan) sever. Bunun
oluşabilmesi, kişinin kendi olumlu yönlerini görmesi yanında olumsuz
yönlerini de rahatsızlık duymadan kendisinin bir parçası olarak
kabullenmesini gerekmektedir.
Patolojik narsisizmi olan kişiler dıştan bakıldığında
kendini herkesten farklı, üstün gören ve kendisini beğenen, seven bir insan
görünümü çiziyorlarsa da bu yalnız görünümdedir. Bu kişiler daha derinlerde
kendilerini değersiz hisseden kişilerdir. Büyüklenmeci tavırlarının altında
yatan da tam olarak budur. Patolojik narsisizmde şişirilmiş bir
büyüklenmecilik vardır. Kişi bilinçdışı olarak özdeğerinden kuşku duyduğu
için şişirilmiş bir özdeğere gereksinmektedir. Bu tür özdeğerlilik duygusu
dışarıdan beslenmeye (sürekli övülme, beğenildiğini duyma, büyüklüğünün
onaylanması) gereksinim duyar. Bu tür narsisizm kişiyi eleştiriye aşırı
duyarlı hale getirir; kendi değerlilik duygularını etkileyen her türlü
etkiye (eleştirilme, küçük düşme, başarısızlık) duyarlıdırlar ve bu tür
durumlarda çok öfkelenir ve depresyon yaşarlar. Patolojik narsisizmi olan
kişilerin başkalarını sevebilme yetenekleri yoktur. İnsanlarla ilişkilerinde
önemsedikleri tek konu kendi büyüklüklerinin onaylanmasıdır. Karşısındaki
insanın istek, gereksinim ve duyguları onlar için hiç önemli değildir.
Kendisini daha değerli hissetmek için karşıdakini değersizleştirmek, onu
yoksamak, onu hiç önemsememek gereksinimi içindedirler. Kendini sevebilmesi
için diğer insanları aşağılama ya da küçümseme zorunluluğu duyarlar.
Kendisini sağlıklı bir şekilde sevenler
mutlu-huzurlu bir yaşam sürdürürken; büyüklenmeci ve şişinmeci bir şekilde
kendini sevenleri kıskançlık, haset, öfke ve depresyon dolu yaşam
beklemektedir.
Erol Özmen
(Bu yazı 02.01.2006 tarihli Medimagazin
Tıbbi Haber Dergisinde yayınlanmıştır) |