GÜNCEL PSİKİYATRİ

Ruh Sağlığı İle İlgili Güncel Bilgiler

 
                         

      

 

 

 

"Mutluluğun anahtarı ve hayatın anlamı sıradan gibi görünen yaşantılarda gizlidir"

 

Kimler Daha Kıskanç

        Kıskançlık bir çok insanın yaşamını etkileyen rahatsız edici duygulardan birisidir. Kıskançlık, yitirilmek istenmeyen bir kişinin ya da bir ilişkinin yitirileceği ya da tehdit altında olduğu sanısıyla yaşanan karmaşık bir ruhsal yaşantıdır. Kıskançlıkla birlikte çoğu zaman öfke, değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik gibi duygular da yaşanır. Bu duygulara değersizlik ve özgüvensizlik ile ilgili düşünceler eşlik eder.

Kıskançlık hem sahip olduğunu yitirebileceği (başkalarına kaptıracağı), hem de başkalarının sahip olduğuna kendisinin de sahip olması gerektiği düşünüldüğünde hissedilebilen bir duygudur. Bazen günlük yaşamın bir cilvesi olarak gelip geçici biçimde, bazen de yaşamı alt üst edecek biçimde; bazen yersiz yere ortada hiçbir neden yokken bazen de gerçek bir tehdit ya da yitim söz konusu olduğunda yaşanır. Kıskançlık yaşayan  kişiler kıskançlıkların yersiz olup olmadığı araştırmalı ve kendi kendilerine sorgulamalıdırlar. Kıskançlık çoğu zaman kıskanan kişinin içdünyasından kaynaklanan nedenlerle abartılı ve çarpıtılmış algılardan ve yorumlamalardan kaynaklanmaktadır.    

Kıskanmak kuşkusuz insanoğlunun doğasında olan bir duygudur. Fakat günlük yaşamda kıskançlık yaşayan kişilerin pek çoğunun yaşadıkları bu duygu ile baş edemedikleri; kıskandıkları kişi ile ilişkilerinin bozulduğu ve ilişkilerinin eski güzelliğini yitirdiği görülür. Başka bir deyişle tam da korkulan gerçekleşir.

Kıskançlık yaşayan kişilerin özellikle başarmak zorunda oldukları konulardan ilki ilişkiyi korumak ve sürdürmektir. Bu noktada yapıcı yaklaşım zorlayıcı olmayan ve kendi haklarından tümüyle özveride bulunmadan daha fazla yaşantıyı paylaşmaya çalışmaktır. Fakat kıskançlık yaşayan bir çok kişi ilişkiyi korumak ve geliştirmek için yapıcı çaba harcamak yerine gizli gizli öç alarak, küserek, ilişkiyi keserek ya da tehdit ederek, zor kullanarak ve kaba kuvvete başvurarak amacına ulaşmaya çalışmaktadırlar.

Kıskançlık yaşayan kişilerin özellikle başarmak zorunda oldukları konulardan ikincisi özgüvenlerini ve özsaygılarını korumaktır. Kıskançlık yaşayan kişiler yaşandığını düşündükleri rekabette yarışı kaybedeceklerini düşünerek kendilerini değersiz, önemsenmeyen, sayılmayan ve sevilmeyen bir insan gibi hissederler.

Kimlerin daha kıskanç olduğu eskiden beri ilgi çeken bir konudur. Genel olarak bakıldığında kendisini yetersiz ve değersiz gören ya da değerlilik duyguları dış etkilerden çok kolay etkilenen kişilerin daha kıskanç oldukları görülmektedir.

Kadın ve erkeklerin yaşadıkları kıskançlık duyguları ile baş etme yöntemleri büyük farklılık bulunmaktadır. Kadınlar görece daha yapıcı bir yaklaşım göstermekle birlikte genel olarak kendi hak ve isteklerinden vazgeçen ve alttan alan bir yaklaşım göstermektedirler. Erkekler ise genellikle tehdit ederek ya da kaba kuvvet kullanarak sonuç elde etmeye çalışmaktadırlar.

Bu konuda ülkemizde yapılan son araştırmalardan birisi de Türk Psikiyatri Dergisi’nin 2006 yılının 3. sayısında yayınlanan Dr. H. Andaç Demirtaş ve Dr. Ali Dönmez’in “yakın ilişkilerde kıskançlığı ve kıskançlığı etkileyen bireysel ve ilişkisel özellikleri” inceledikleri araştırmadır. Bu araştırmada aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir:

  • Cinsiyet kıskançlık düzeyini etkilememektedir. Başka bir deyişle yakın ilişkilerde kadınlar ile erkekler arasında kıskançlık yaşama açısından farklılık bulunmamaktadır.
  • Evli olmayan bireyler kendilerini, evlilerden daha kıskanç bulmakta; evli olmayan kadınlar evli kadınlardan, evli kadınlar da evli erkeklerden daha yüksek düzeyde kıskançlık yaşadıklarını belirtmektedirler.
  • Yaş ilerledikçe kıskançlık azalmaktadır.
  • İlişkinin geleceğine yönelik beklenti düzeyi yüksek olanlar daha fazla kıskançlık yaşamaktadır.
  • Daha doyumlu ilişki yaşayanlarda kıskançlık daha yüksek düzeydedir.
  • Eşin fiziksel olarak çekiciliği arttıkça kıskançlık artmaktadır.
  • Kıskançlık durumunda kadınlar erkeklerden, evli olmayanlar evlilerden daha güçlü fiziksel, duygusal ve bilişsel tepkiler vermektedirler.
  • Kıskançlık yaşadıklarında kadınlar erkeklerden daha yapıcı (akılcı tartışma, ilişkiyi iyileştirmeye çalışma gibi), erkeklerse kadınlardan daha yıkıcı (bağırma, fiziksel şiddet uygulama gibi) yöntemlerle  baş etmeye çalışmaktadır.
  • Evliler evli olmayanlara kıyasla daha sık yapıcı yöntemlere, evli olmayanlarsa evlilere kıyasla daha sık yıkıcı yöntemlere başvurmaktadırlar. 
  • Benlik saygısının yüksek olması, ilişki süresinin daha uzun olması ve kişinin tek eşliliği inanması yapıcı yöntemlere başvurmayı arttırmaktadır. Benlik saygısının düşük olması ve ilişki süresinin daha kısa olması yıkıcı yöntemlere başvurmayı arttırmaktadır.

 Makaleyi görmek için Tıklayınız

 

Erol Özmen

 

Her hangi bir bilimsel araştırmada elde edilen bulgular, kesin tartışmasız doğruya ulaşıldığı biçiminde yorumlanılmamalıdır. Bir bilimsel araştırmada elde edilen bilginin doğruya en yakın bilgi olduğunu söyleyebilmek için bu bilginin yıllar içinde hem uygulamada hem yeni bilimsel araştırmalarda sınanması ve bir çok bilimsel araştırma bulgusu tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Fakat buna rağmen yıllar içinde bilimsel araştırmalarda elde edilen bulgulardan yola çıkılarak varılan bilginin de değişebileceği ve bu nedenle bilimsel araştırmalarda elde edilen bulgularda her zaman yanılma payı olacağı unutulmamalıdır.

 

 

                         

 

Yayınlanmasını istediğiniz yazıları guncelpsikiyatri@gmail.com adresine gönderebilirsiniz

 

Bu sitede verilen bilgiler tedavi niteliği taşımaz; bilgilerin tedavi amaçlı kullanılması nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklardan www.guncelpsikiyatri.com sorumlu tutulamaz. Bu sitede yazılanlar yalnız bilgilendirme ve aydınlatma amacı taşımaktadır.

Bu sitede yayınlanan bütün yazıların her türlü yayın hakkı saklıdır. Bilimsel amaçlarla kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir